• resmi ilanlar
M. Cengiz Poyraz m.cengizpoyraz@gmail.com

MİRAP MI, SAHNE Mİ? CÜBBE Mİ, KOSTÜM MÜ ?

03.06.2014 00:00:01

 

    Değerli okurlarım. Bu her hafta yazdığım köşe yazılarımın sonuncusudur. Bir süre yazılarıma ara vereceğim. Ancak imkân bulabilirsem ve uygun mütalaa edilirse ara sıra yazmaya çalışacağım. Bu köşede yazdıklarımda kasıtım her zaman hayra hizmet olmuştur. Bu son yazımda dâhil, yazdıklarıma muhatap olan her kesten bu çerçevede helallik istiyorum. Allah’a emanet olunuz.

 

  “Müslümanlıkta ruhbanlık yoktur”  Herkes kuldur ve herkes Allahın emir ve yasaklarını bilmek, Kuranı okumak ve ona uymakla mükelleftir.

   

Müslümanlıkta Herkes dinin adamı olmak zorundadır. Dinimizde Peygamberimiz dışında kimseye İlahi bir kimlik ve görev vermemiştir. Onunda kul oluşu peygamberliğinden önce telaffuz edilmiştir.( abdûhu-ve-resûluhu )

 

  Din adamlığı kavramı sonradan diğer dinlerden örneklenerek bir gelir ve tahakküm vasıtası olarak tesis edilmiş ve bir meslek haline getirilmiştir.

 

 Daha sonra geçen yüzyıllar içinde iş gittikçe zıvanadan çıkmış, artık Allah adına hükümler verilir olunca bu taifenin bir otorite tarafından zapt-ı rapt altına alınması lüzumu görülmüş ve şeyhülislamlık mekanizması devreye sokulmuş, böylece de din adamlığı kavramı meşrulaştırılarak sosyal hayatın bir parçası durumuna gelmiştir.

 

Bundan sonraki yıllarda Anadolu da sosyal hayatın sağlıklı bir düzene konulamamış olması yüzünden eğitim görevi okuryazar olan kim varsa ona yüklenmiş, camilerde bila ücret imamlık yapan Müslümanlar böylece hoca olarak anılmaya ve kendilerine hocalık, yani öğretmenlik yaptıkları içinde belirli bir ücret halk tarafından verilmeye başlamıştır.

 

Devam eden zaman içinde öğretmenlik görevi cami imamlarından alınmışsa da artık imamet için hocaya bir ücret ödenmesi, Özellikle kırsal alanda en azından yiyeceğinin, yakacağının karşılanıp kendisine bağış, bahşiş v.s. verilmesi gelenek haline gelmiştir.

 

Eskiden Şehirlerde imamlık yapan muhterem zevat,  günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmek için namaz saatleri dışında başka bir zennatla iştigal ederlerdi. Bu imamların görev yaptıkları caminin yakınında dükkânları olurdu. Kimi eskici, kimi semerci, kimi berber, kimi bezzaz, Kimi saatçiydi.

 

Namaz kıldırma işine gelince o tamamen Allah rızası için muhabbetle yapılan bir

Kulluk göreviydi ve çok ciddiye alınırdı. İmam olur olmaz rahatsızlıkların görevini aksatmasına fırsat vermezdi.

 

   Ben namaz kıldırma vakti gelince iç çamaşırlarını değiştirip namazdan sonra tekrar eski çamaşırlarını geri giyen fahri imamlar tanıdım.

 

   Sırtlarına giydikleri mütevazı siyah bir cübbe, başta fes ya da keçe külah üzerine sarılmış bir sarıkla mihraba geçerek imamet edelerdi.

 

   O da artık mazi oldu. Şimdi imamlar ses sanatçılarını kıskandıracak janjanlı, sırmalı, işlemeli cübbeleri, sarık yerine üzerine ikide bir kirlenmesin diye streç geçirilmiş, pırıl, pırıl saten kurdele sarılı fesleri ile mihraplardaki yerlerini aldılar.

 

   Artık insanlara hutbeden cemaatle namaz kılmanın faydalarını anlatıp, izin günlerinde evleri caminin hemen yanında olmasına rağmen namazlarını evde kılan, diğer zamanlarda da çoğu zaman camiye ezan okunurken gelen maaşlı, sendikalı ve diplomalı (Güya eğitimli) imamlarımız var.

 

Cemaat sünneti kılıp tamamlayamadan jet hızıyla sünneti kılıp farza başlayan, Cemaat son sünneti kılamadan tesbihatı bitiren, bitirim imamlar. Tadili erkânı tatil eden, ama hiç kimse tarafından eleştirilmeyen, bu yüzdende bir türlü düzelemeyen düzeltilemeyen bir kronik ve klinik vaka olarak pek çok yerdeler.

 

Bu yozlaşmadan, bozulmadan sorumlu olanlar, imamlardan çok, elbette imamları çekip çeviremeyen, şartları imamlara uyduramadığı için imamları şartlara uyduran, kılık kıyafetlerini sözde çağdaşlaştıran, Diyanet İşleri ve Bürokrasinin kıskacında çaresiz kalmış Müftülerdir.

 

Bir de hiç durmadan bağış toplayarak cami yapan, imam ihtiyacını tırmandıran derneklerde bu durumdan sorumlu. Her yer Cuma günlerinde bile dört saf cemaate hasret cami dolu.

 

 Cami yapmak için toplanan bu paralarla toplumun İslami hassasiyetleri geliştirilip mevcut camilere cemaat yetiştirilseydi, bu fakir şimdi bu yazıyı yazıyor olmayacaktı.

 

Şimdi “Allah sonumuzu hayırlı eylesin” demek meseleyi çözmeyecektir. Çünkü Allah “Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ” (Ve insan için kendi çabasından başka bir şey yoktur.) diye buyuruyor.

 

Uzun lafın kısası ben elimden geleni yaptım, durumu arz ettim. Gerisini ilgisi olan herkesin uhdesine havale ediyorum.

 

Gam ve telaş sizlerden uzak olsun efendim.

Huzur bulun, hayırla kalın.

 

 

YORUMLAR  (Toplam 5 yorum)

  • Oğuz UÇAR  (19.08.2016 18:46:33)

    Sevgili Cengiz abiciğim, bilgeliğinizi konuşturmuşsunuz yazınızda. Teşekkür ediyorum. Türkçe konusunda ise size her zaman hayranlık duyanlardan biriyim. İyi ki varsınız... Yazılarınızı lütfen devam ettiriniz. Saygı ve sevgilerimle...

  • Turan Yılmaz  (12.01.2016 14:49:29)

    Yazıyı bir solukta okudum.İlgimi çeken husus, yazının içeriğinden ziyade, yazıdaki bazı kelimelerin yanlış yazılmış olmaları oldu.Böyle ihtisas gerektiren bir konuda yazı yazan birisinin bu hataları yapmayacağını, yapamayacağını bildirmek isterim.Yazıyı dikte edenlerin bunları "sehven" yazdığını düşünüyorum.Şöyle ki;

  • Mengenli Vatandaş  (22.11.2014 17:59:27)

    Eğer biz namaz kılmayı ve kıldırmayı bilse idik maaşlı imamet olmayacaktı, bu yazıya hiç gerek kalmayacak yorumlarda da çıkarı olanlar maaşlı imamları savunmak durumunda kalmayacaktı. İlk tuğla yanlış konulursa duvar eğri olur, koca bir makale yazılması gereği doğar.

  • Halil ULUTÜRK  (28.09.2014 23:57:46)

    Kadim islam tarihine baktığımızda gönüllerde yeşeren medeniyetin temelleri camilerde verilen Dini Bilgilerle atılmış, ibadetin tatbiki olarak uygulama imkanı oluşturulmuş,helal-haram tanıtımı, ana-babaya, büyüklere saygı,hürmet ve hizmetin gereği ve önemi, yine makam-mevki, amir-memur,işci-işveren farkı gözetilmeden yanyana,omuz omuza,gönül gönüle vererek kalplerdeki kin ve nefreti atarak kardeşlik duygularıyla beraber olunan mekanlardır camilerimiz.Cami ile okulu birbirinin rakibi gibi görmek camilerin fonksiyonunu anlayamamanın ve camilerden yeterince nasiplenememenin bir sonucudur.

  • öztürk  (23.09.2014 23:03:34)

    Bu kadar camii yapılacağına camiye cemaat yetiştirilseydi demişsiniz yetiştirilme kısmıa katılıyorum ama bu kadar cami yapılmaktansa kısmına ktılmıyorum çünki yaşlılar var ayrıca bütün hocaları aynı kefeye koyup eleştirmektense bazı imamlar tadili erkanı terkediyo diyebilirdin ama hepsi diyerek genelleme yaparak hata etmişsiniz bence

  • Yorum yazın!
     1250 karakter yazabilirsiniz
    Sağdaki kodu buraya yazın! 

    Yazarın son yazıları

    Yazarın TÜM YAZILARI

    NÖBETÇİ ECZANE

      PETEK ECZANESİ Eczanesi Bahçelievler Mah.Vardalı Sok. Sedef Apt. No:7/A (50.Yıl İlköğretim Okulu Karşısı)Tel: 0374 213 31 33

      SELEN ECZANESİ Eczanesi Gölyüzü Mah.Bahar Sok.Mehmet Efendi Apt.No:40/1Tel: 0374 218 20 48

    Vefat edenler

    KÖŞE YAZILARI

    TÜM YAZARLAR

    EN ÇOK OKUNANLAR

    Site içi arama

    Karamanlı Mahallesi Parkalan Sokak No:11 Bolu   Tel: 215 5 000   Faks: 215 0 666

    Tasarım ve Programlama: Piskevit