• resmi ilanlar

Şehit aileleri ve gaziler onuruna yemek

2017-07-16 11:00:07

Bolu Valiliği organizesinde 15 Temmuz Şehitlerini Anma Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında şehit ailelerine ve gazilerimiz onuruna yemek verildi. Vali Baruş burada yaptığı konuşmada “15 Temmuz mukaddes değerleri uğruna canını hiç düşünmeden feda edenlerin sayfa sayfa yazdığı bir destandır. 15 Temmuz kula kulluk edenlere karşı yalnızca Allah'a kulluk edenlerin zaferidir” dedi.

Solmaz-Ahmet Baysal Öğretmenevinde düzenlenen yemeğe Bolu Valisi Aydın Baruş ile eşi Nagihan Baruş, Garnizon Komutanı Piyade Kurmay Albay Muammer Alper, Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Süleyman Mollaibrahimoğlu, Vali Yardımcısı Ahmet Atılkan, Belediye Başkan Yardımcısı Emine Davarcıoğlu, İl Emniyet Müdürü İbrahim Özel, İl Jandarma Komutanı Jandarma Albay İsmail Güzel,  Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Bekir Koçyiğit, İl Merkezi ve ilçelerden gelen şehit aileleri, gazilerimiz ve vatandaşlar katıldı. Bolu Valisi Aydın Baruş ile eşi Nagihan Baruş, yemek öncesi masaları tek tek gezerek şehitlerimizin ailelerine ve gazilerimize hoş geldiniz diyerek onlarla sohbet etti.

 

“ VATAN VARSA, DEVLET VARSA, BAYRAK VARSA MİLLET VAR OLUR”

“Bizler tarihe mal olmuş medeniyetler kuran bir milletin evlatlarıyız” diyerek konuşmasına başlayan Bolu Valisi Aydın Baruş, “Tarihte öyle devletler kurduk ki, bu devletler cihana yön verdiler ve insanlığa adalet ve hak nedir öğrettiler. Bizlere bu değerleri, devletleri miras bırakan atalarımızın hayat şiarı şu olmuştur. Vatan varsa, devlet varsa, bayrak varsa millet var olur. Millet olmak hür ve bağımsız yaşamak demektir. Bizim milletimizin anlayışı “zillet içinde yaşamaktansa ölmek daha evladır” olmuştur. İnsan maddi varlığıyla ve ruhuyla bir bütündür. İzzetini kaybeden insan olma vasfını da kaybeder. Biz atalarımızdan böyle öğrendik. Üzerinde yaşadığımız bu topraklar, Anadolu toprakları, atalarımızın bize bin yılın üzerindeki zamanda vatan kıldığı aziz topraklardır. Bizler bu topraklarda kalabilmek için çok büyük bedeller ödedik. Bu topraklar üzerinde hür ve bağımsız yaşamanın bir bedeli var. Ya şehit olacaksınız, ya gazi kalacaksınız. Çünkü Anadolu toprakları üzerinde tarih boyunca dış güçlerin emelleri oldu. İçimizde onlarla işbirliği yapan hainlerin emelleri oldu. Biz yurdumuzu işgal ettirmemek, milletimizi esaret altına vermemek için kanımızı verdik, canımızı verdik ama asla bu vatandan vaz geçmedik. Neden çünkü atalarımızın bize yine miras bıraktığı en yüce değerlerden birisi var, şehadet. Şehadet hiçbir karşılık beklemeden Vatan, Millet, Bayrak ve Devlet uğruna aziz varlığını feda etmenin anlamıdır. Vatan topraklarının ve bu topraklar üzerinde bağımsız ve hür olarak yaşamanın değerini iyi idrak etmek gerekir. Vatan sahibi olmak, üzerinde yaşadığı toprakları hak etmeyi, uğruna can vermeyi gerektirir. Şairin dediği gibi “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Toprağı vatan kılmak için bu fedakarlığı yapmanız gerekir. Bu topraklar uğruna can veren ve vücudunu siper eden  atalarımız ve bugün kardeşlerimiz bu fedakarlık anlayışı içinde hareket ederek bu vatanın bağımsızlığına halel getirmediler. Biz onların evlatları olmakla öğünüyoruz, gurur duyuyoruz” ifadelerine yer verdi.

 

“ŞEHİTLERİMİZİN HASRETİ HALA YÜREĞİMİZDE”

Bu vatan üzerinde yaşamayı anlamlı kılanın özgürlük ve hürriyet olduğunun altını çizen Vali Baruş, “Bir toprak üzerinde yaşayabilirsiniz ama orada hürriyet içerisinde, özgürlük içerisinde hareket edemiyorsanız, birilerine kölelik yapmak zorunda kalıyorsanız, o topraklar üzerinde yaşamanın anlamı yoktur.  Atalarımızın önünde iki tercih vardı. Zillet altında yaşamak, ya da ölmek. Biz tarihimize baktığımızda verdiğimiz bütün istiklal mücadelelerimizde, savaşlarda zillet altında yaşamaktansa ölmeyi tercih ettik. Çanakkale Savaşı’nda, İstiklal Savaşı’nda, Sakarya’da, Dumlupınar’da kanla, canla verilen mücadelenin en güzel ifadesi vatan uğruna ölmek, zillet altında yaşamaktan evladır anlayışıdır. Terörle mücadelemizde Güneydoğuda, doğuda mücadele eden kardeşlerimiz, askerlerimiz, polisimiz, jandarmamız bu anlayışla mücadelelerine devam ediyorlar. Biz bu güne kadar bu mücadelemizde binlerce Şehit ve Gazi verdik. O şehitlerimizin hasreti hala yüreğimizde. Hasret diyorum, acı demiyorum. Biz kardeşlerimizi, evlatlarımızı kaybetmekten acı duymuyoruz. Sadece onlar gibi şerefli insanların aramızda bulunmamasına üzülüyoruz. Çünkü şehit olmak, vücudunun bir parçasını vatan uğruna vererek gazi olmak şereflerin en büyüğüdür. Bizler bu şerefli insanların emanetçisiyiz. Bu emanete çok iyi sahip çıkmamız lazım. Bu emanete sahip çıkmak ta bu vatan ve millet uğruna fedakarlıkla olur” dedi.

 

“BU DESTANI NESİLDEN NESİLE ANLATMAK VE YAŞATMAK VAZGEÇİLMEZ BORCUMUZDUR”

“Tarih boyunca verdiğimiz mücadeleler bitmedi ve bitmeyecek” diyerek konuşmasına devam eden Vali Baruş konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Bu vatan topraklarının üzerinde hür ve bağımsız yaşamanın çok büyük bir bedeli var. En son bu bedeli 15 Temmuz 2016’da bize ödetmeye kalktılar.  FETÖ terör örgütünün asker kıyafetleri içinde gizlenmiş uşakları bu milletin iradesini gasp etmek için ve onu başkalarının hizmetine vermek için milletin canına kast ettiler. Halbuki bu hainler bu vatanın ekmeğini yemediler mi? Bu milletin imkânlarından her türlü istifade etmediler mi? Ama bu ekmeğe, bu imkanlara ihanet etmeyi marifet bildiler. Bu kişiler ihanetlerin en büyüğünü ülkemize yaşattılar. Bunların anlayışı kula kulluk etmek. Halbuki bizim atalarımızdan miras aldığımız anlayış şuydu; biz ancak ve ancak Allah’a kulluk ederiz. Kula kulluk edenlere her zaman acırız. Çünkü kula kulluk etmek zillet içinde yaşamak ve zelil olmaktır. Bu hainlerin amacı vatanımızı işgal etmek, milletimizin iradesini esir almaktı. Zorbalıkla milletimize boyun eğdirmekti. Bu milletin kendi ellerine huzurumuz sağlasınlar, terörle mücadele etsinler diye verdiği silahları millete çevirdiler. Ama o gün millet tarafından öyle bir direniş ve şanlı başkaldırı meydana geldi ki, kadın, erkek, genç, yaşlı sokaklara, caddelere döküldü ve bu vatanı çiğnetmeyiz, bu bayrağı indirtmeyiz, bağımsızlığımız yitirmeyiz diye haykırdılar. Bunun bedeli canlar da olsa, kanlar da olsa biz bu bedeli ödemeye hazırız diyen fedakar insanlar bizi bu ihanetin sonucuna katlanmaktan, bu hainlerin ülkemize hakim olmasını engel olarak bizleri esaret altında yaşamaktan kurtardılar. 15 Temmuz mukaddes değerleri uğruna canını hiç düşünmeden feda edenlerin sayfa sayfa yazdığı bir destandır. 15 Temmuz kula kulluk edenlere karşı yalnızca Allah’a kulluk edenlerin zaferidir. Bu destanı nesilden nesile anlatmak ve yaşatmak şehitlerimize ve gazilerimize karşı hepimizin vazgeçilmez borcudur. Bu vatana kast eden herkes, her hain bilmelidir ki; Bu vatanın her taşı bizim için yakut değerindedir. Onun tek bir taşını bizden almaya yedi cihanın gücü hiçbir zaman yetmeyecektir.”

 

“ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN BİZE MİRAS BIRAKTIĞI DEĞERLER REHBERİMİZ OLACAKTIR”

 

Şehitlerimizin karanlık gecelerde bizim yolumuzu aydınlatan yıldızlar, gazilerimizin ise bize hayatımızın hedefini gösteren kılavuzlar olduğunu belirten Vali Baruş, “Şehitlerimizin ve gazilerimizin bize miras bıraktığı değerler bizim bundan sonra rehberimiz olacaktır. Biz onlardan vatanı ve milleti karşılıksız sevmenin ne olduğunu, sevdikleri uğruna fedakârlık etmenin ne olduğunu, cesurluğun, kahramanlığın ve mağlubiyeti asla kabul etmemenin ne olduğunu öğrendik. Onların ödülü bu dünyada değildir. Cenab-ı Hak onlara ödülünü ahirette vaat etmiştir ve onları peygamberlerle birlikte olma şerefine erdirecektir inşallah. Mehmet Akif bunu çok veciz olarak ifade etmiştir. "Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber." Bu onura, bu şerefe hayatta kaç kişi nail olabilir. Onun için şehit ailelerimiz, sizlerin sahip olduğu onura sahip olmak için burada belki canını vermeye hazır insanlar var. Ama herkese nasip olmuyor. Yüce Mevla hepimize bu şerefi nasip etsin. Şehitlerimizle birlikte ahirette bizleri haşır eylesin. Şehitlerimize yüce rabbimizden sonsuz rahmet diliyorum ve burada bulunan bütün gazilerimize bu millet adına şükranlarımı arz ediyorum. Şehit ve Gazilerimizi yetiştiren annelerimizin, babalarımızın ellerinden hürmetle öpüyorum. Şehitlerimizin eşlerine, Gazilerimizin eşlerine ve çocuklarına hürmetlerimi sunuyorum, onlara uzun ömürler diliyorum. Tüm katılımcıları, bu sofraya iştirak eden tüm aziz misafirlerimizi muhabbet ve hürmetlerimle selamlıyorum” ifadelerine yer verdi. Şehit ailelerimize ve Gazilerimize verilen yemek yapılan yemek duasının ardından sona erdi. 

İlk yorum yapan siz olun!
 1250 karakter yazabilirsiniz
Sağdaki kodu buraya yazın! 

Karamanlı Mahallesi Parkalan Sokak No:11 Bolu   Tel: 215 5 000   Faks: 215 0 666

Tasarım ve Programlama: Piskevit